Saturday, January 31, 2009

Eat Asia Food


Blogumuza hosgeldiniz! :) Ben ve sevgilim Doga yemeyi ve icmeyi pek bi severiz efendim! Belki de hayatimizin cok onemli bir parcasini olusturan bu konu tesadufen ilk yazimizin da ortaya cikmasina vesile oldu.

Eat Asia Restauranina benim 2. gidisim. Kendisi Graz'da Jakomini Platz'da bir Cin restauranti. Ilk gittigimizde yemekleri cok begenmistim ve damak tadima yakin bulmustum. Genelde yemekler tatli, aci ve eksinin harmanlandigi soslarla sunuluyor. Ben de peynirin ustune marmelat doken bir insanim zaten. :)

Doga'yla yaklasik 1 ay once sushisine iddiaya girmistik ve ben kaybetmistim. Zaten o zamandan beri gitmek icin firsat kolluyorduk. Ilk gidisimizde "all you can eat" takilmistik, hatirliyorum o aksam da mide zafiyeti gecirmek uzereydik, yerimizden kalkamiyorduk. Bugun de pek farkli olmadi. Yemek yemekten beyin damarlarimin sistigini filan hissettim.

Bugun "running sushi" konseptini denedik. Masa bulmak icin 10 dakika falan beklememiz gerekti. Donen ve cok uzun 2 katli bir bandin etrafinda masalar dizili. Kucuk tabaklarda yemekler masalarin yanindan geciyor. 100'e yakin degisik cesit mevcut. Gercekten de cok zengin bir menu.

Binbir cesit sushi var tabii, farkli farkli pisirilmis ordek ve tavuk etleri, yine karides, yengec, midye gibi bir suru deniz urunu cesidi, bir suru pilav, noodle, manti, borek cesidi. Sonra sebzelerden yosun ve soya salatasi, marine edilmis patates, brokoli, turp, pancar, domates ve salataligi saymaya luzumlu gormesem de yazayim... Meyvelerden kavun, mandalina, kivi, uzum, portakal... Meyveler burada Turkiye'ye gore pahali tabii, haliyle bulmusken afiyetle bir suru meyve de yedik. Tatlilardan da sayabilecegim meyveli ve bademli turtalar, bir suru kek cesidi, kizarmis muz, cikolatali muz ve marshmallow toplari vardi (arada gofret falan da geciyordu). Tabii hepsinden tattik. Bir de garson kizin dedigine gore adi kartoffel mild olan bir sey denedik. Patates nisastasindan, minik, kurbaga yumurtasina benzeyen joleli toplari, sekerli su ile servis ediyorlar.

Butun bunlara ilaveten cicek hosafi gibi bir sey de denedik. Sanirim bu beyaz toplar zambak tomurcuklariydi, yumusacik ve gul kokulu bir seydi, bir guzel mideye indirdik. Diger tabaktaki kirmizi meyve de cekirdekli yabani bir cilekti. Onu pek tutmadim.

Yemegin yaninda cay iciyoruz. Caylar porselen caydanlikta servis ediliyor ve tabii aninda soguyor. Bu arada ben siparis verirken yine derdimi anlatamadim. :( Ilk geldigimizde "Grun Tee" istemistim ve garson anlamamisti. "Gruner Tee?" demisti, ben de hemen -Ja diye yapistirmistim. :) Spar'daki yesil caylarin ustune baktim sonra Gruner Tee yaziyor. Tamam, dogrusunu ogrendim diye bugun garsona "Gruner Tee" dedim. Anlamadi yine ve "Grun Tee?" dedi. Nerde yanlis yapiyorum yaaa! Uzuluyorum ama! Bugun yeni bir sozluk aldim Moser'den, ona baktim Grune Tee yaziyor, yaa iste bu Almanca boyleee :P

Ben yemek yerken... Bu sahne yalan tabii, sadece poz icin elime cubuk aldim. Yemegin ilk 5 dakikasinda cubuk kullanabilitem olmadigini anlayip, mizmizlanmaya basladim. Bu ne yaa!? Ben beklemek istemiyorum yemek yemek istiyorumm :S gibi tepkiler verince, Doga koptu tabi. :) Once tarif etti guzel guzel ama ben tutamadim bir turlu, sonra da gitti bana catal bicak getirdi. :) Ama kendisi 2 saat boyunca cubuk kullandi, hem de benden hizli yedi, tebrik ediyorum. Cubugu tutabiliyorum ama ucunu hareket ettiremiyorum. O zaman da tutmak bir ise yaramiyor tabii. Gercekten zor bu is. :) Fotografa baksaniza, kalem tutar gibi, birazdan yazmaya baslayacagim. :)

Bu arada midye yerken disim kiriliyordu, benimkinden minicik bir inci cikti. Ben pek midye yemem ama sanirim bu olagan bir sey. Ozellikle de midyeler bu kadar buyukse. Zengin bir menu oldugunu soylemistim, yukarida da aklima gelenleri saydim, siz de okudunuz. Buna ragmen benim sevgilime yeterli gelmedi yemekler:
-Suradan iki pastirma, sucuk gecse guzel olmas miydi yaaa??
-Hee, tabii bi onlar eksik, bi de tereyagda iskembe! :)

Evet, iki laf da ben edeyim bari. Gerci Gozde yazacak bir sey birakmamis ama atladigi bir kac seyden bahsedeyim. Mekanda aslinda masalar ayri gibi gozukse de aslinda cok yakinlar, sadece ince bir susi bandiyla ayrilmislar. Haliyle yandaki masanin onunden gecen tabagi almak cok kolay. Iste boyle sabirsiz mi desem okuz mu desem bir cift yanimiza oturdu ve karidesleri onumuzden kapmaya basladilar. Neyse ki 120 tabak bitirmistik, yoksa bir tane bile karides yiyemezlerdi onlar. :) O yuzden boyle mekanlarda susi bandinin mutfaktan cikis bolumune yakin oturmak gerek. Yoksa lezzetlilerin mevcudiyetinin bile farkina varamayabilirsin.

Boyle yiyip yiyip tabaklari masanin kenarina koyuyoruz, garson alip goturuyor, raconu boyleymis. Biz yandaki kulelerden 7-8 tane yolladik bulasiga :) Harbiden eger bulasiklar toplanmazsa insan yediklerini dusunup depresyona girebilir. Aslinda sinirsiz olan bir seye gitmemek gerek, cok sagliksiz. Zaten ilk oturustan 5 dakika sonra deli gibi yemek yemekten hemen doyuyorsun. Sanki bant kaciyor! En gicigi da tatliyi ve meyveni yedikten sonra ascinin cok lezzetli bir ara sicagi ortaya surmesi.

Yemekten sonra tabi ki yuruduk, ama bence o yediklerimiz sindirmek icin 1 saat kossam, ustune de 3 saat yoga yapsam yine ise yaramaz. (yogayla zayiflanilir miymis ki?) Zaman icerisinde bellerimizin yag baglamamasini dilemekten baska carem yok. :) Sporu baska zaman yaparim. :P

Gozde... Doga...